Türkiye’de boşanma hukukunun en çok tartışılan konularından biri olan süresiz nafaka, 2026 yılında Anayasa Mahkemesinin kararı ve yeni düzenleme hazırlıkları nedeniyle yeniden gündemin merkezine yerleşti. İnternet ortamında “süresiz nafaka kaldırıldı”, “nafaka artık belirli süre ödenecek” veya “mevcut nafakalar sona erdi” biçiminde çok sayıda haber ve paylaşım yapılmaktadır. Ancak bu ifadeler, hukuki sürecin bütününü açıklamadığı için yanıltıcı sonuçlara yol açabilir.
Öncelikle tartışmanın bütün nafaka türlerini değil, boşanma sonrasında eşlerden biri lehine hükmedilebilen yoksulluk nafakasını ilgilendirdiği bilinmelidir. Çocuk için ödenen iştirak nafakası, boşanma davası sırasında eş veya çocuk yararına hükmedilen tedbir nafakası ve Türk Medeni Kanunu’ndaki yardım nafakası farklı hukuki kurumlardır.
7 Eylül 2026 itibarıyla Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin yürürlükte görünen metninde “süresiz olarak” ibaresi bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Antalya 12. Aile Mahkemesinin başvurusu üzerine 4 Haziran 2026 tarihinde bu ibarenin iptaline karar verildiğini açıklamıştır. Bununla birlikte iptal kararının açıklanması, mevcut nafaka kararlarının aynı gün ortadan kalktığı anlamına gelmez. Gerekçeli kararın Resmî Gazete’de yayımlanması, kararda belirlenen yürürlük tarihi ve yasama organının yapacağı olası düzenleme ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu makale, 7 Eylül 2026 tarihi esas alınarak hazırlanmıştır. Mevzuat ve yüksek mahkeme kararları değişebileceğinden, somut bir dosya bakımından güncel hukuk ayrıca kontrol edilmelidir.
Süresiz nafaka yasası ne zaman çıkacak?
“Süresiz nafaka yasası” ifadesi kamuoyunda yaygın biçimde kullanılsa da teknik açıdan yeni bir süresiz nafaka yasasının çıkarılmasından değil, yoksulluk nafakasının süresine ilişkin mevcut kuralın yeniden düzenlenmesinden söz edilmektedir.
Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli Genel Kurul gündeminde Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “süresiz olarak” ibaresini incelemiş ve iptal kararı vermiştir. İptal kararlarının hukuki sonuç doğurabilmesi bakımından gerekçeli kararın Resmî Gazete’de yayımlanması ve varsa ertelenmiş yürürlük süresinin dolması önem taşır. Bu süre, Türkiye Büyük Millet Meclisinin oluşabilecek hukuk boşluğunu yeni bir kanunla giderebilmesine imkân tanır.
Adalet Bakanlığı tarafından 28 Ağustos 2026 tarihinde yapılan açıklamada da süresiz nafakaya ilişkin yeni bir düzenleme üzerinde çalışıldığı belirtilmiştir. Açıklamalarda hâkimin tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, evliliğin süresini ve somut olayın özelliklerini dikkate alabileceği bir model üzerinde durulduğu anlaşılmaktadır. Ancak çalışma yapılması, taslak hazırlanması veya kamuoyuna bir model açıklanması; tek başına kanunun çıktığı anlamına gelmez.
Yeni sistemin kesinleşebilmesi için teklif metninin TBMM Başkanlığına sunulması, ilgili komisyonda görüşülmesi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesi, Cumhurbaşkanınca yayımlanması ve Resmî Gazete’de ilan edilmesi gerekir. Kanunda ayrıca farklı bir tarih öngörülmezse düzenleme yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.
Bu nedenle 7 Eylül 2026 itibarıyla “yeni nafaka yasası şu tarihte kesin olarak çıkacak” demek mümkün değildir. Resmî teklif ve yürürlük tarihi ortaya çıkmadan sosyal medyada paylaşılan süre tablolarına kesin hukuk kuralı olarak güvenilmemelidir.
Süresiz nafaka iptal edildi mi?
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, yoksulluk nafakasını düzenleyen Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline 4 Haziran 2026 tarihinde karar vermiştir. Bu nedenle “AYM süresiz nafakaya ilişkin ibareyi iptal etti” ifadesi, kararın konusu bakımından doğrudur. Fakat bu cümleden “bütün nafakalar hemen kaldırıldı” sonucu çıkarılamaz.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı yalnızca yoksulluk nafakasının süresine ilişkin ibareyi konu almaktadır. Karar;
- yoksulluk nafakası kurumunu bütünüyle ortadan kaldırmaz,
- iştirak nafakasını sona erdirmez,
- tedbir nafakasını kaldırmaz,
- daha önce verilmiş bütün nafaka kararlarını kendiliğinden hükümsüz hâle getirmez,
- nafaka borçlusuna mahkeme kararı olmadan ödemeyi durdurma hakkı vermez.
Mevcut bir mahkeme kararına dayalı nafakanın ödenmemesi, icra takibi ve koşulları oluştuğunda tazyik hapsi talebi gibi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle nafaka borçlusunun yalnızca haber başlıklarına dayanarak ödemeyi kesmesi ciddi hak kayıplarına yol açabilir.
Bir nafaka kararının kaldırılması veya azaltılması isteniyorsa, mevcut mahkeme hükmü ve Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesindeki koşullar dikkate alınarak dava yoluna başvurulması gerekebilir. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölmesi hâlinde irat biçimindeki nafaka kendiliğinden sona erer. Alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi durumunda ise mahkeme kararıyla kaldırılma gündeme gelebilir.
Süresiz nafaka düzenlemesi ne demek?
Süresiz nafaka düzenlemesi, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının başlangıçta belirli bir süreyle sınırlandırılmadan karara bağlanabilmesini ifade eder. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak şartıyla, diğer tarafın mali gücü oranında nafaka isteyebilir.
Kanundaki “süresiz” kavramı çoğu zaman “ömür boyu ve hiçbir şartta değiştirilemeyen ödeme” şeklinde anlaşılmaktadır. Oysa mevcut sistemde süresiz hükmedilen nafaka mutlak ve değişmez değildir. Tarafların ekonomik koşullarının değişmesi, hakkaniyetin farklı bir miktarı gerektirmesi veya kanunda sayılan sona erme nedenlerinin gerçekleşmesi hâlinde nafaka azaltılabilir, artırılabilir ya da kaldırılabilir.
Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için genel olarak şu unsurlar değerlendirilir:
- Nafaka isteyen taraf boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmalıdır.
- Nafaka isteyen tarafın kusuru diğer eşin kusurundan daha ağır olmamalıdır.
- Nafaka yükümlüsünün ödeme gücü bulunmalıdır.
- Nafaka talep edilmiş olmalıdır; hâkim kural olarak kendiliğinden yoksulluk nafakasına karar vermez.
- Talep edilen miktar, nafaka yükümlüsünün mali gücü ve nafaka alacaklısının geçim ihtiyacıyla orantılı olmalıdır.
Yoksulluk değerlendirmesi yalnızca kişinin hiçbir gelirinin bulunup bulunmadığına göre yapılmaz. Düzenli gelirin miktarı, çalışma imkânı, yaş, sağlık, barınma giderleri, sosyal ve ekonomik koşullar ile boşanma sonrasında makul yaşam ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanamayacağı birlikte ele alınır.
Gündemdeki yeni düzenleme tartışmaları ise hâkimin nafaka süresini belirlerken daha açık ölçütler kullanmasını hedeflemektedir. Evlilik süresi, tarafların yaşı, çalışma gücü, mesleği, geliri, çocukların bakım sorumluluğu, sağlık durumu ve boşanma sonrasında ekonomik bağımsızlık kazanabilme ihtimali bu ölçütler arasında sayılabilir. Ancak bu kriterlerin hangilerinin kanuna gireceği, resmî kanun metni yayımlanmadan kesin değildir.
Boşanan eşe süresiz nafaka kalktı mı?
7 Eylül 2026 itibarıyla boşanan eşe ödenen yoksulluk nafakasının bütün dosyalar yönünden kalktığını söylemek doğru değildir. Mevcut nafaka kararları geçerliliğini sürdürür ve mahkeme hükmü değiştirilmedikçe yerine getirilmelidir.
AYM kararının konusu, “süresiz olarak” ibaresidir. Bu kararın amacı ve sonucu, boşanma sonrasında ekonomik olarak korunmaya ihtiyaç duyan eşin nafaka talep etme hakkının tümüyle silinmesi şeklinde yorumlanamaz. Yeni sistemde belirli süreli nafaka, koşullara göre uzun süreli nafaka, sürenin uzatılması, sosyal yardım mekanizmaları veya istisnai durumlar için farklı çözümler benimsenebilir. Bunlar henüz yasama organının belirleyeceği konulardır.
Öte yandan boşanan eşe nafaka bağlanması otomatik değildir. Boşanan her kadın nafaka alamayacağı gibi nafaka yalnızca kadınlara tanınmış bir hak da değildir. Kanundaki şartları sağlayan kadın veya erkek eş yoksulluk nafakası talep edebilir. Uygulamada tarafların gelirleri, kusur durumları ve boşanmanın ekonomik etkileri dosya özelinde incelenir.
Mevcut bir nafakanın sona erdirilmesi için “süresiz nafaka iptal edildi” haberine dayanmak yeterli olmaz. Yeniden evlenme ve ölüm gibi kendiliğinden sona erme hâlleri dışında, yoksulluğun ortadan kalktığı veya kanundaki başka bir kaldırma sebebinin oluştuğu ileri sürülüyorsa aile mahkemesinden karar istenmesi gerekir.
2026’da nafaka süresi ne kadar olacak?
2026 yılı için bütün evliliklere uygulanacak “evlilik süresi kadar”, “evlilik süresinin yarısı kadar”, “en az üç yıl” veya “en fazla beş yıl” biçiminde kesinleşmiş tek bir yasal süre tablosu bulunmamaktadır. Kamuoyunda farklı formüller tartışılsa da bunların kanunlaşmış kurallar gibi sunulması doğru değildir.
7 Eylül 2026 itibarıyla mahkemeler, yürürlükteki mevzuatı ve somut dosyanın koşullarını esas almaktadır. Yoksulluk nafakası yönünden tarafların kusur durumu, ekonomik ve sosyal koşulları, nafaka isteyenin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşüp düşmeyeceği ve diğer eşin mali gücü değerlendirilir.
Yeni kanunda süre sınırı kabul edilirse şu konuların ayrıca düzenlenmesi gerekir:
- Sürenin evlilik tarihinden mi, boşanma kararının kesinleşmesinden mi hesaplanacağı,
- Çocukların bakımını üstlenen eş için farklı bir sürenin bulunup bulunmayacağı,
- İleri yaş, hastalık veya çalışma gücü kaybı gibi durumların istisna sayılıp sayılmayacağı,
- Nafaka süresinin mahkeme kararıyla uzatılıp uzatılamayacağı,
- Eski ve kesinleşmiş nafaka kararlarına yeni hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağı,
- Geçiş hükümlerinin hangi tarihteki dosyaları kapsayacağı.
Bu başlıklar kanunun geçici maddeleriyle açıklığa kavuşturulmadıkça yeni düzenlemenin geçmiş dosyalara etkisi konusunda kesin yorum yapmak mümkün olmaz. Kanunların geçmişe yürümezliği, kazanılmış hak, kesin hüküm, hukuk güvenliği ve ölçülülük ilkeleri de değerlendirmede önem taşıyacaktır.
Çocuk için ödenen iştirak nafakasının süresi ise farklıdır. Anne ve babanın bakım yükümlülüğü kural olarak çocuk ergin oluncaya kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi sürüyorsa, şartları varsa eğitim tamamlanıncaya kadar yardım nafakası talep edilebilir. Bu nedenle eşe ödenen yoksulluk nafakasındaki değişiklikler, çocuk nafakasının süresini otomatik olarak değiştirmez.
Süresiz nafaka kimleri kapsıyor?
Süresiz nafaka tartışmasının merkezinde, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan ve kusuru diğer eşten daha ağır olmayan eş bulunmaktadır. Cinsiyet ayrımı yoktur. Şartları sağlayan kadın da erkek de yoksulluk nafakası isteyebilir.
Yoksulluk nafakası bakımından aşağıdaki kişi gruplarının durumu birbirinden ayrılmalıdır:
Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş: Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki koşullarla yoksulluk nafakası talep edebilir.
Müşterek çocuk: Çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakası süresiz nafaka tartışmasının doğrudan konusu değildir. Bu nafaka, çocuğun bakım, eğitim, sağlık, barınma ve diğer ihtiyaçlarına katılım amacı taşır.
Boşanma davası devam eden eş veya çocuk: Dava sürerken hükmedilebilen tedbir nafakası geçici koruma niteliğindedir ve yoksulluk nafakasından farklıdır.
Yardım edilmediğinde yoksulluğa düşecek altsoy, üstsoy veya kardeş: Türk Medeni Kanunu’nun yardım nafakasına ilişkin hükümleri kapsamında değerlendirilir. Bu da eşler arasındaki yoksulluk nafakasından ayrı bir kurumdur.
Yeni düzenlemenin kimleri ve hangi tarihteki kararları kapsayacağı, çıkarılacak kanunun geçiş hükümlerine bağlı olacaktır. Mevcut nafaka alacaklılarının tamamının hakkının otomatik olarak sona ermesi veya bütün nafaka borçlularının kendiliğinden ödeme yükümlülüğünden kurtulması, bugün için hukuken kabul edilebilecek bir sonuç değildir.
Mevcut Nafaka Kararları Ne Olacak?
Nafaka konusunda en önemli uygulama sorusu, daha önce kesinleşmiş kararların geleceğidir. Yeni kanun henüz yürürlüğe girmediği için mevcut kararlar uygulanmaya devam eder. Nafaka yükümlüsü ödemeyi tek taraflı olarak durdurmamalı; nafakanın kaldırılmasını veya azaltılmasını gerektiren koşulların oluştuğunu düşünüyorsa hukuki yola başvurmalıdır.
Yeni düzenleme çıktığında geçmiş kararların durumu, kanunun açık geçiş hükümlerine göre belirlenecektir. Kanun koyucu yalnızca yeni açılacak davalara uygulanacak bir sistem kurabilir, devam eden davalar için ayrı kural getirebilir veya belirli şartlarla mevcut kararların yeniden değerlendirilmesine imkân tanıyabilir. Kanun metni görülmeden bu seçeneklerden birinin kesinleştiğini söylemek mümkün değildir.
Sonuç: Haber Başlıkları Yerine Yürürlük Tarihi Takip Edilmeli
Süresiz nafaka düzenlemesi konusunda 2026 yılında önemli bir yargısal süreç başlamıştır. Anayasa Mahkemesi, TMK m.175’teki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline karar vermiş; Adalet Bakanlığı ise yeni bir model üzerinde çalışıldığını açıklamıştır. Buna rağmen 7 Eylül 2026 itibarıyla bütün yoksulluk nafakalarını sona erdiren, herkese uygulanacak kesin süreleri belirleyen veya mevcut kararları otomatik olarak kaldıran yeni bir sistem yürürlükte değildir.
Nafaka alan ya da ödeyen kişilerin;
- gerekçeli AYM kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını,
- kararın yürürlüğe gireceği tarihi,
- TBMM’ye sunulacak teklifin nihai metnini,
- kabul edilecek kanundaki geçiş hükümlerini
birlikte takip etmesi gerekir. Her dosyada evlilik süresi, tarafların kusuru, gelirleri, çalışma gücü, yaş ve sağlık durumu, çocukların ihtiyaçları ve önceki mahkeme kararları farklıdır. Bu nedenle genel internet içerikleri somut dosyaya ilişkin hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya sonuç garantisi niteliğinde değildir.

